|
Tebliğ adamı, mutlaka "hâli muhafaza" etmelidir. Bununla; millet ve insanlık yolunda hizmet ederken kişinin hangi makam, mevki ve seviyede bulunursa bulunsun ilk günkü halini muhafa etme manasını kastediyoruz. Zaten tevazu, İslâm'ın özünde ve esasında vardır. Oysa diğer sistemlerde fertlerin birbirleriyle münasebetleri, umumiyetle "ben" etrafında merkezileşir. Bu insanların "ben"i, daima gizli bir tekebbür besler. Dolayısıyla da tevazunun yerini gurur ve kibir, mahviyetin yerini de kendini beğenme ve kendinden başka kimseyi görmeme alır. |
|
Devamını oku...
|