|
Fethullah Gülen
|
|
18.05.2006 |
|
Tebliğ ve irşâd adamı, fıtrat kanunlarıyla kat'iyen çatışmamalı; tebliğ ve irşâdında hep basireti esas almalıdır. Zira fıtrat, tekvinî âyetlerle tespit edilmiştir. Öyleyse insanlara sunulacak teklifler, tespit edilen bu kanunlar nazar-ı itibara alınarak sunulmalıdır. Yani tebliğde, insanın yaratılıştan getirdiği bazı hususiyetler nazara alınmalı ve söylenecek sözler bu ölçü ve prensipler içinde söylenmelidir. Aksi hâlde söylenen sözler ne kadar çarpıcı, ne kadar göz kamaştırıcı da olsa, muhatabımız tarafından kabul görmeyebilir. Çünkü o, bütün bunları ya hiç anlamaz veya fantezi ve ütopik bulur. |
|
Son Güncelleme ( 18.05.2006 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
18.05.2006 |
|
Tebliğ insanının duâ yanı da diğer vasıflarından geri değildir. O, sözlerinin nâfiz ve tesirli olmasını ancak Cenâb-ı Hakk'tan bekler. Mülk sahibi O'dur. Kalbler O'nun kudret elinde tesbih taneleri gibi evrilip çevrilmektedir. "Duânız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?" (Furkan sûresi, 25/77) İlahî fermanı, onun ruhunda hep bir kıblenüma gibi onu yakarış mihrabına çevirir. |
|
Son Güncelleme ( 18.05.2006 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
18.05.2006 |
|
Tebliğ adamı, aynı zamanda bir mantık ve realite adamıdır. Hem hadiseleri değerlendirirken, hem de muhatabına birşeyler anlatırken o daima karşısındakinin seviyesine göre meseleleri anlatıp onu öyle ikna etmeye çalışmalıdır. |
|
Son Güncelleme ( 18.05.2006 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
18.05.2006 |
|
Tebliğ adamı müsamahalıdır. Müsamaha, aslında bir ufuk genişliğidir; ve asla dâvâdan taviz verme anlamına da gelmez. Bir misal ile bunu biraz daha açacak olursak; Allah Resûlü'nün (s.a.s) Mekke fethinde, kendisini daha önce Mekke'den çıkaran ve bütün Müslümanlara her türlü işkenceyi reva gören insanlara karşı söylediği söz, müsamahanın en göz kamaştırıcı örneklerindendir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 5 Toplam: 5 |